5 Eylül 2026 Cumartesi

Günlük Blog Yazıları #41

*Akşam 16:00 gibi, Star’da yeni başlayan Tuzlu Kahve dizisinin tekrarını izledik. İlk yayınlandığında bi 10 dakika izleyip beğenmemiştim. Ama şimdi izleyince hoşuma gitti. Adam, Amerika’da yaşıyor ve fotoğrafçılık yapıyor ama yüzme bilmiyor. Çok saçma. Annesi rüya görmüş, yüzerken bir şey olacakmış diye. Çok oğlumcu anneler de sıkıyor be. Eda Ece’den daha önce hiç hoşlanmazdım. Şimdi çok güzel geliyor kadın bana.

*Ruhi Çenet’in, Amerika’da yaşayan Hasidik Yahudileri anlattığı YouTube videosu Amerika’da gündem oldu. Hasidik Yahudilere, Amerikan devletinin yaptığı sosyal yardımlar milleti ayağa kaldırdı. Gün gelecek Ruhi’nin yaptığı bir video dünya çapında konuşulacak. Bu çocukta, o ışık var. Dünyanın sayılı YouTuberları arasına girecek Ruhi.

Günlük Blog Yazıları #40

*Artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağına dair endişe duymaya başladım birkaç gündür. Psikolojim bana ne anlatmaya çalışıyor böyle hissettirerek? Bunun üzerine bir düşüneyim. Belki bir ipucunu rastlarım.

*Ron, Hogwarts’a öğretmen olarak geri dönüyormuş. Ron’un öğrencilik yıllarını izlemiş olanların yani bizlerin gözleri yaşlı. Ulan yaşlandık be.

*Fırında tavuk yapmış komşu. Ama patatesleri çiğ. Patateslerin tam pişmemiş olması hiç hoş değil. Yemek zevkini öldürüyor.

*Kedilerin, patileriyle gözlerini kapatıp uyumasını izlemek çok hoşuma gidiyor. Onlara bir masumluk katıyor sanki.

*Saat 19:51 geçiyor. 10 dakika sonra yani saat 20:00’de, Fenerbahçe-Beşiktaş maçı başlayacak. İki takım da çok formda. Güzel ve gollü bir maç bekliyorum. Kimin kazanacağına yönelik hiçbir tahminim ve hissim yok.

31 Ağustos 2026 Pazartesi

Günlük Blog Yazıları #39

Sonunda eylül ayı geldi. Yani sonbahar geldi. Sonbahar, şairlerin ayı olarak gelmiştir bana hep. Dökülen yapraklar, kapalı ve yağmurlu havalar falan. Bu tür havaları ben de severim. Ama ne yazık ki bir şair değilim. Kendi halinde bir blogcuyum. Bir de Eylül romanı geldi aklıma. Türk edebiyatındaki ilk psikolojik roman. Yıllar önce okumuş ve beğenmiştim. Acaba bunun dizisi yapılmış mıydı? Saat daha anca 22.00 oldu. Ama uykum geldi benim. Yatsam mı ya? Neyse bu yazıyı yazdıktan sonra yatarım belki de. Bir kulübe de yaşayacaksın. Gün boyu okuyup yazacaksın. Böyle içinde yalnızlık barındıran hayalleri kurmayı seviyoruz insanlar olarak. Ama bu hayal gerçeğe dönüştüğünde beklediğimiz mutluluğu, huzuru bulur muyuz? Bilemiyorum.

Günlük Blog Yazıları #38

Pazartesi günü. Saat 21.36 geçiyor. Sinirliyim. İşten dolayı. Son dakika gelen bir çağrı- ben çağrı merkezinde çalışıyorum- sinirlerimi altüst etti. saat 19.00’da işten çıktım. İki buçuk saat geçmiş hala öfkem dinmedi. Buna bir çözüm bulmam lazım. İki tane arkadaşım işi bırakıyor. Kendi istekleriyle. Artık çağrı merkezinin stresini kaldıramadıklarını söylediler. Haklılar. İki buçuk saattir öfkem geçmedi diyorum. Gerisini siz hesap edin. Galatasaray desen transferde hala defans, forvet ve orta saha arıyor. Yine son saatlere sıkıştırdılar transferi. Ortalık toz duman olacak yine. Cem Yılmaz kalp krizi geçirdi. Anjiyo yapmışlar. Şimdi durumu iyi. Neredeyse son şakasını yapacaktı bizlere. Daha yiyecek ekmeği varmış. Sonunda bitirebildim yazıyı. Saat 21.52 geçiyor. Kaptanın seyir defteri.

30 Ağustos 2026 Pazar

Günlük Blog Yazıları #37

Bugün, doktorun verdiği ikinci serumu da yedim. Kaldı bir. Serumdan sonra markete gittik. Alışveriş yaptık ve kahve aldık marketten. Her zaman ki gibi tercihim kapiçino oldu. Arkadaşlarla konuşurken bir ara, “Artık parayı bulmak lazım. Sabahları alarmla uyanmak değil, canım ne zaman isterse o zaman uyanmak istiyorum” dedim. Daha 20 yıl var emekliliğe. Nasıl biter bu 20 yıl. Parayı bulmak lazım ama nasıl? 3-5 sayfa kitap okudum. Akşam Show TV’de, Güldür Güldür’ün tekrarını izledik. Leao, Galatasaray için İstanbul’a geldi. Geldiğine göre olay söylentiden çıkıp resmiyet kazanmıştır. Artık Leao’lu takım nasıl olur diye üzerine kafa yorabiliriz. Bu akşam Galatasaray, Göztepe’yi evinde 3-2 yendi ama yine ortada doğru dürüst bir oyun yok. Televizyondaki yorumcular öyle dedi. Saat 00.19 geçiyor. Yazıyı bu saate bırakmamam lazımdı aslında. Uykulu uykulu yazma performansım sıfır oluyor çünkü. Neyse iyi geceler millet.

28 Ağustos 2026 Cuma

Günlük Blog Yazıları #36

Ruhi Çenet’in, dünyanın en gizli Yahudi topluluğu olan Hasidikler hakkında yaptığı YouTube videosunu izledim. Topluluğun içine girerek yaşamlarını görüntülemiş. Ruhi, yapmış yine yapacağını yani. Sonra ilk defa denk geldiğim bir YouTube kanalı olan Kevser Yıldırım’ın kanalında Hallac’ı Mansur’u anlayamamak başlıklı bir video izledim. Kevser’in anlatımını beğendim ve kanalını takip etmeye başladım. Hallac-ı Mansur’un neden enel hak dediğini anlatıyordu. Sonra 5-10 sayfa kitap okudum. Köşe yazılarından oluşmuş bir kitabı okuyorum. Sonra biraz da bizimkilerin yanında takıldım. Atv’de, Kim Milyoner Olmak İster’i izliyorlardı. Sonra geldim yine YouTube dünyasına daldım. Galatasaray’ın, Leao ile anlaştığı haberi çıktı bir anda. İstanbul’a gelip, sözleşmeyi imzalamadan inanmamayı öğrendik bir Galatasaray taraftarı olarak. Şimdi de tostumu yedim bekliyorum. Şaka şaka. Gecenin 11’inde ne tostu, ne beklemesi.

Günlük Blog Yazıları #35

Yağmurlu ve serin bir cuma gününe uyandık bugün. Sıcaklardan bunalmıştık kaç gündür. İyi geldi. Artık ben soğukları özledim. Uzun kış gecelerini özledim. Camdan, pala pala yağan karı izlemeyi özledim. Gece herkes uyuduktan sonra tek başıma ayakta olmayı özledim. Gecenin sessizliğini dinlemeyi özledim.  Kış gecelerini daha çok sevmeye başladım son yıllarda. Sıcaklarla baş edemiyor insan. Kış günlerinin gelmesiyle beraber daha çok kitap okumaya ve daha çok film izlemeye vaktim olacak. Hava güzelken insan evde duramıyor sonuçta. Saat 23:01 geçiyor. Bizimkiler Atv’de, Kim Milyoner Olmak İster’i izliyor. Benim de yavaş yavaş uykum gelmeye başladı. Birazdan yatarım ben de. Herkese iyi geceler millet.