Dün akşam ki olaylı Galatasaray- Fenerbahçe maçında kavgayı Kerem Aktürkoğlu başlatmış. Bu çocuk gerçekten sıkıntılı. Bir tanesi de yorum yapmış: “Fenerbahçe’nin ikinci Mert Hakan Yandaş’ı” diye. Gerçekten öyle. Kavga çıkarmayı aklına koymuş bir kere Kerem. Onu da yaptı. Bak yavrum Kerem! Böyle içinde kötülükle bir yerlere gelemezsin. Futbolu falan geç. Gündelik yaşamın için söylüyorum. Hayatı, kendine zehir etme.
günlük blog yazıları ile blog dünyasına bir şeyler katmak derdinde olan bir blogcuyum
27 Ekim 2026 Salı
Doğukan Güngör'ün gözlerinde kayıklık mı var?
Kanal D’de, Haysiyet dizisini izledik. Diziyi izlerken fark ettim: Başrol oyuncusu Doğukan Güngör’ün gözlerinde bir kayıklık mı var? Yoksa bana mı öyle geliyor?
20 Ekim 2026 Salı
Günlük Blog Yazıları #44
Günlük blog yazıları hem benim, hem ülkemin, hem de dünyanın gündeminden oluşan yazılardır. O zaman başlayalım gündemi yazmaya.
Bu
akşam kanal D’de, Haysiyet dizisini izledik. Evet, diziyi seviyorum ve
izliyorum. Ama Mehmet ve Simay’ın, devamlı biz evlenerek yanlış mı yaptık
sorusunu sormaları iyice sıkmaya başladı. Birkaç kere kriz yaşarsın tamam. Ama
her tartışmada bu noktaya gelmeleri de sıkıcı.
Bu
senenin ilk hamsisini yedik. Kardeşim, iş yeriyle balık yemeye gitmiş. Gelirken
bize de paket yaptırmış. Ama nasıl bir yerse, ne soğan ne de limon koymuşlar
pakete. “Nasıl bir yermiş burası böyle?” dedim kardeşime. “Orası öyledir,
koymaz” dedi. Ama balığı güzeldi. Balığı değil hamsisi. Çünkü hamsiye balık
denmez derler. Çünkü o hamsidir.
Fenerbahçe,
Şampiyonlar Ligi maçında evinde Slavia Prag ile 2-2 berabere kaldı. Hem de
beraberlik golünü 90’ıncı dakikada yedi. Tam bir yıkım resmen. Şu son
dakikalarda gol yeme işi tam kafayı yemelik. Abi biraz dikkat etsenize ya. Maç
sonunda “İsmail Kartal istifa” sesleri yükselmiş. Hazır Montella da milli
takımdan kovulmuşken İsmail Kartal’ı gönderirler, Montella’yı takımın başına
getirirler.
Günlük
blog yazıları serisinden bu günlük, bu kadar o zaman. Bundan sonra daha sık
yazmaya çalışacağım burada. Sen de burada olacak mısın?
3 Ekim 2026 Cumartesi
Günlük Blog Yazıları #43: A Milli Futbol Takımını izlemiyorum artık
Dün akşam A Milli Futbol Takımı, deplasmanda Belçika’ya 3-0 yenildi.
Bir
önceki maç da İtalya’dan 4 tane gol yemiştik.
Bugün
bizim yeğen Aliş’e sordum.
Daha
12-13 yaşında.
“Ne
olacak böyle? Giden 4 atıyor, gelen 3 atıyor” dedim.
“Ben
artık izlemiyorum. Uykusuz kalmaya değmez” dedi.
Bizim
Aliş’in bu dediğini reytingler de doğruluyormuş.
A
Milli Futbol Takımının reytingleri düşmüş.
E
düşer tabi.
Her
maç 3-4 tane gol yersek olacağı budur.
Resmen
eskilere döndük.
Bir
gol atarsak şeref golü attık diye kendimizi tatmin edermişiz.
O
günler gibi.
Bu
işin Montella ile olmayacağı artık belli.
Ama
onu görevden alacak federasyon var mı?
Federasyon
şu anda kendi derdine düşmüş.
MHK
Başkanı tutuklanmış.
Ortalık
yangın yeri.
22 Eylül 2026 Salı
Devlet garantisi
Amerika’da bizim buradaki fon olayına benzer bir olay olmuş. Ama orada devlet garantisi yokmuş. Devlet, fazladan kar elde edenlerden paraları tahsil etmiş ve mağdur olanlara ödemiş. Yani devlet, cebinden para çıkarıp mağdurlara ödeme yapmamış. Bizde ise devlet garantisi kavramı vardır. Merak etme arkasında devlet var, devlet garantisinde dedin mi, güvence odur. Gerçi artık bazıları için devlet garantisi var denmesi de yeterli olmuyor. Çünkü devlete de güvenmiyorlar. Bırak devlete güvenmeyi, kimsenin kimseye güveni kalmadı ki. İnsan psikolojisi için bu o kadar zor bir şey ki. Ama buna rağmen insan yine de inanıyor ve güveniyor. Çünkü insansın. Güvenmeden yapamıyorsun. Ama yine de tedbirli olmak da fayda var. Kimseye körü körüne güvenmemek lazım.
21 Eylül 2026 Pazartesi
Benim için bireysel emeklilik uygun
Babana bile güvenme diye boşuna dememişler millet. Bakın Borsa İstanbul’da fon olayı patlak verdi. Küçük yatırımcılar paralarını geri alabilecek mi belli değil. O yüzden sadece yatırım için değil hayatın her alanında kimseye gözü kapalı güvenmeyin. Araştırın, sorgulayın. Kısa yoldan parayı bulma amacımız var ya bizim. Yatırım yaparken gözümüzü karartıyor. Fon olayında da bu şekilde olanlar vardır muhtemelen. Yeterli karı elde ettiğinde çıkacaksın abi. Daha fazla kazanayım diye beklerken eldekinden de olabiliyorsun. Nerede duracağını da bilmek lazım. Benim de fonum var mesela. Ama bireysel emeklilikte. Devamlı al satlarla uğraşamam zaten. O yüzden bireysel emeklilik benim için uygun. Arada kafama göre fonları da değiştiriyorum. Daha ne olsun.
Modum düşük
Bu akşam kanal D’de, Haysiyet dizisi var. Onu izleriz. Lige milli maçlar nedeniyle ara verildi. Daha milli takım moduna geçemedim. Galatasaray, Trabzon’a 4-0 yenildikten sonra kolay olmuyor tabi mod değiştirmek. Galatasaray olarak yine bir fırtınanın içindeyiz. Okan Buruk bakalım bu sefer de fırtınanın içinden sağ salim çıkarabilecek mi takımı? Kaç gündür kitap okumuyorum yine. Düzenli bir kitap okuma moduna bir türlü geçemedim. Ulan bu yazıda da mod kelimesini kaç kere kullandım öyle. Modum düşük, modum yerinde. TDK’da böyle bir kelime var mı ki la? Hemen baktım Google’dan. TDK’da böyle bir kelime yok. Çünkü Türkçe değil. İngilizceden geçmiş bize. Durduk yere kelime araştırması yapmış oldu bu yazıda. Bu yazıya başlarken planlarımın arasında yoktu bu.
Hangi konuda yazacağını bulamamak
Bilmem kaçıncı kere ne yazacağımı bilmeden oturdum yine bilgisayarın başına. Bilgisayarın başına oturmak da yine bir şeydir değil mi? Aslında yazacak çok şey var da benim canım hiç birini yazmak istemiyor. Daha başka şeyler yazmam lazım. Ama işte o daha başka şeyler ne? Daha onu bulamadım. Bulamadım demişken aklıma bir söz geldi. Her arayan bulamaz ama bulanlar da arayanlardır diye. O zaman o ihtimalin peşinden koşmaya devam. Bakarsın gün gelir bulurum hangi konuda yazmak istediğimi. Yazamamaktan da bir konu çıkarmak önemli. Çok Güzel Hareketler’de de skeç yazamamaktan skeç yazmışlardı birkaç bölümde. Demek ki herkes tıkanıyor. O zaman bunu aklımın bir köşesinde tutarak yazmaya devam.
18 Eylül 2026 Cuma
Bu haftadan ne öğrendim?
Saat 00.49 geçiyor. Bir cuma günü ve dolayısıyla bir hafta daha bitti. Peki bu haftadan ne öğrendim? Belki çok klişe olacak ama: Sevdiklerimle daha fazla vakit geçirmem gerektiğini. Çünkü gün gelip bu dünyadan göçüp gittiklerinde niye daha fazla vakit geçirmedim diye kendi kendime vicdan yapmak istemiyorum. Bir de yarın cumartesi ya. 11-12’ye kadar uyumak istiyorum.
Kara Murat benim
Bir anda durduk yere oturduğum yerden kalktım ve Kara Murat benim dedim. Şaka şaka. Durduk yere niye böyle bir şey diyeyim? Geçen gün Cüneyt Arkın’ın filmi vardı. Orada herkes sırayla kalkıp, “Kara Murat benim” diyordu. İnsan bir anda gaza gelip ayağa kalkıp Kara Murat benim demek istiyor o sahneyi görünce.
7 Eylül 2026 Pazartesi
Günlük Blog Yazıları #42
*Yalnız yaşamak eşittir yalnız ölmek midir? Evet, yalnız ölmektir. Sorun sadece: Seni arada yoklayacak, öldün mü kaldın mı diye soracak bir yakınının veya yakınlarının olmaması.
*İphone
yeniden şarj cihazı ile beraber satılacakmış. Olması gereken buydu zaten. Niye
ayrı ayrı satıyordunuz ki zaten? Müşteriye eziyet.
*Bir
tane yaşlı amcamız, sabahları kütüphaneye gidip, akşama kadar kitap okuyormuş.
Sonra da eve. İş gibi yani. Emeklilik dediğin böyle olacak işte. Sabahtan
akşama kadar kitap okumakla geçecek günün.
*Dün
akşam TRT 1’de yeni başlayan Evlilik Güzeldir adındaki diziyi izledik. Nikah
memuru bir baba ve 5-6 tane kızı var. Çocuk sayısı kaçtı hatırlamıyorum şimdi.
Güzel, sıcak bir dizi. Aile dizisi. Belki uçup kaçmıyor ama hiç olmazsa güzel
bir şeyler anlatıyor.
5 Eylül 2026 Cumartesi
Günlük Blog Yazıları #41
*Akşam 16:00 gibi, Star’da yeni başlayan Tuzlu Kahve dizisinin tekrarını izledik. İlk yayınlandığında bi 10 dakika izleyip beğenmemiştim. Ama şimdi izleyince hoşuma gitti. Adam, Amerika’da yaşıyor ve fotoğrafçılık yapıyor ama yüzme bilmiyor. Çok saçma. Annesi rüya görmüş, yüzerken bir şey olacakmış diye. Çok oğlumcu anneler de sıkıyor be. Eda Ece’den daha önce hiç hoşlanmazdım. Şimdi çok güzel geliyor kadın bana.
*Ruhi
Çenet’in, Amerika’da yaşayan Hasidik Yahudileri anlattığı YouTube videosu
Amerika’da gündem oldu. Hasidik Yahudilere, Amerikan devletinin yaptığı sosyal
yardımlar milleti ayağa kaldırdı. Gün gelecek Ruhi’nin yaptığı bir video dünya
çapında konuşulacak. Bu çocukta, o ışık var. Dünyanın sayılı YouTuberları
arasına girecek Ruhi.
Günlük Blog Yazıları #40
*Artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağına dair endişe duymaya başladım birkaç gündür. Psikolojim bana ne anlatmaya çalışıyor böyle hissettirerek? Bunun üzerine bir düşüneyim. Belki bir ipucunu rastlarım.
*Ron,
Hogwarts’a öğretmen olarak geri dönüyormuş. Ron’un öğrencilik yıllarını izlemiş
olanların yani bizlerin gözleri yaşlı. Ulan yaşlandık be.
*Fırında
tavuk yapmış komşu. Ama patatesleri çiğ. Patateslerin tam pişmemiş olması hiç
hoş değil. Yemek zevkini öldürüyor.
*Kedilerin,
patileriyle gözlerini kapatıp uyumasını izlemek çok hoşuma gidiyor. Onlara bir
masumluk katıyor sanki.
*Saat
19:51 geçiyor. 10 dakika sonra yani saat 20:00’de, Fenerbahçe-Beşiktaş maçı
başlayacak. İki takım da çok formda. Güzel ve gollü bir maç bekliyorum. Kimin
kazanacağına yönelik hiçbir tahminim ve hissim yok.
31 Ağustos 2026 Pazartesi
Günlük Blog Yazıları #39
Sonunda eylül ayı geldi. Yani sonbahar geldi. Sonbahar, şairlerin ayı olarak gelmiştir bana hep. Dökülen yapraklar, kapalı ve yağmurlu havalar falan. Bu tür havaları ben de severim. Ama ne yazık ki bir şair değilim. Kendi halinde bir blogcuyum. Bir de Eylül romanı geldi aklıma. Türk edebiyatındaki ilk psikolojik roman. Yıllar önce okumuş ve beğenmiştim. Acaba bunun dizisi yapılmış mıydı? Saat daha anca 22.00 oldu. Ama uykum geldi benim. Yatsam mı ya? Neyse bu yazıyı yazdıktan sonra yatarım belki de. Bir kulübe de yaşayacaksın. Gün boyu okuyup yazacaksın. Böyle içinde yalnızlık barındıran hayalleri kurmayı seviyoruz insanlar olarak. Ama bu hayal gerçeğe dönüştüğünde beklediğimiz mutluluğu, huzuru bulur muyuz? Bilemiyorum.
Günlük Blog Yazıları #38
Pazartesi günü. Saat 21.36 geçiyor. Sinirliyim. İşten dolayı. Son dakika gelen bir çağrı- ben çağrı merkezinde çalışıyorum- sinirlerimi altüst etti. saat 19.00’da işten çıktım. İki buçuk saat geçmiş hala öfkem dinmedi. Buna bir çözüm bulmam lazım. İki tane arkadaşım işi bırakıyor. Kendi istekleriyle. Artık çağrı merkezinin stresini kaldıramadıklarını söylediler. Haklılar. İki buçuk saattir öfkem geçmedi diyorum. Gerisini siz hesap edin. Galatasaray desen transferde hala defans, forvet ve orta saha arıyor. Yine son saatlere sıkıştırdılar transferi. Ortalık toz duman olacak yine. Cem Yılmaz kalp krizi geçirdi. Anjiyo yapmışlar. Şimdi durumu iyi. Neredeyse son şakasını yapacaktı bizlere. Daha yiyecek ekmeği varmış. Sonunda bitirebildim yazıyı. Saat 21.52 geçiyor. Kaptanın seyir defteri.
30 Ağustos 2026 Pazar
Günlük Blog Yazıları #37
Bugün, doktorun verdiği ikinci serumu da yedim. Kaldı bir. Serumdan sonra markete gittik. Alışveriş yaptık ve kahve aldık marketten. Her zaman ki gibi tercihim kapiçino oldu. Arkadaşlarla konuşurken bir ara, “Artık parayı bulmak lazım. Sabahları alarmla uyanmak değil, canım ne zaman isterse o zaman uyanmak istiyorum” dedim. Daha 20 yıl var emekliliğe. Nasıl biter bu 20 yıl. Parayı bulmak lazım ama nasıl? 3-5 sayfa kitap okudum. Akşam Show TV’de, Güldür Güldür’ün tekrarını izledik. Leao, Galatasaray için İstanbul’a geldi. Geldiğine göre olay söylentiden çıkıp resmiyet kazanmıştır. Artık Leao’lu takım nasıl olur diye üzerine kafa yorabiliriz. Bu akşam Galatasaray, Göztepe’yi evinde 3-2 yendi ama yine ortada doğru dürüst bir oyun yok. Televizyondaki yorumcular öyle dedi. Saat 00.19 geçiyor. Yazıyı bu saate bırakmamam lazımdı aslında. Uykulu uykulu yazma performansım sıfır oluyor çünkü. Neyse iyi geceler millet.
28 Ağustos 2026 Cuma
Günlük Blog Yazıları #36
Ruhi Çenet’in, dünyanın en gizli Yahudi topluluğu olan Hasidikler hakkında yaptığı YouTube videosunu izledim. Topluluğun içine girerek yaşamlarını görüntülemiş. Ruhi, yapmış yine yapacağını yani. Sonra ilk defa denk geldiğim bir YouTube kanalı olan Kevser Yıldırım’ın kanalında Hallac’ı Mansur’u anlayamamak başlıklı bir video izledim. Kevser’in anlatımını beğendim ve kanalını takip etmeye başladım. Hallac-ı Mansur’un neden enel hak dediğini anlatıyordu. Sonra 5-10 sayfa kitap okudum. Köşe yazılarından oluşmuş bir kitabı okuyorum. Sonra biraz da bizimkilerin yanında takıldım. Atv’de, Kim Milyoner Olmak İster’i izliyorlardı. Sonra geldim yine YouTube dünyasına daldım. Galatasaray’ın, Leao ile anlaştığı haberi çıktı bir anda. İstanbul’a gelip, sözleşmeyi imzalamadan inanmamayı öğrendik bir Galatasaray taraftarı olarak. Şimdi de tostumu yedim bekliyorum. Şaka şaka. Gecenin 11’inde ne tostu, ne beklemesi.
Günlük Blog Yazıları #35
Yağmurlu ve serin bir cuma gününe uyandık bugün. Sıcaklardan bunalmıştık kaç gündür. İyi geldi. Artık ben soğukları özledim. Uzun kış gecelerini özledim. Camdan, pala pala yağan karı izlemeyi özledim. Gece herkes uyuduktan sonra tek başıma ayakta olmayı özledim. Gecenin sessizliğini dinlemeyi özledim. Kış gecelerini daha çok sevmeye başladım son yıllarda. Sıcaklarla baş edemiyor insan. Kış günlerinin gelmesiyle beraber daha çok kitap okumaya ve daha çok film izlemeye vaktim olacak. Hava güzelken insan evde duramıyor sonuçta. Saat 23:01 geçiyor. Bizimkiler Atv’de, Kim Milyoner Olmak İster’i izliyor. Benim de yavaş yavaş uykum gelmeye başladı. Birazdan yatarım ben de. Herkese iyi geceler millet.
Günlük Blog Yazıları #34
Dün akşamdan beri rahatsızdım. Titreme, üşüme, terleme, baş ağrısı, eklem ağrısı, halsizlik falan vardı. Sabah doktora gittim. Antibiyotik ve üç tane de serum verdi. Kardeşimle hastaneden çıkışta ezo gelin çorbası içtik. Sonra da eve geldim. Birkaç saat uyudum ve tekrar kalktım. Daha doğrusu yemek için bizimkiler kaldırdı. Bir şeyler yedim ve çay içtim. Düne göre çok iyiyim. Akşam kanalları gezerken Show TV’de, Gizli Görev adında yabancı bir filme denk geldik. Biraz onu izledik. Konusu ilginçti. Bizimkilerin seveceği bir tarzda bir film değildi ama. Filmi yarısında bıraktık. Daha sonradan internetten izlemeyi düşünüyorum devamını. Saat 21:09 geçiyor. Yatsı ezanı okunuyor. Bugün cuma. Bir gün daha bitmekte.
26 Ağustos 2026 Çarşamba
Günlük Blog Yazıları #33
Bir hedef uğruna çalışmak insanı yormuyor da. O hedeflediğin şeyin bir gün gerçekleşip, gerçekleşmeyeceğini bilmemek yoruyor insanı. Eğer bilsem ki hedefime bir gün ulaşacağım. O zaman durmadan o hedef uğruna çalışırım. Mesela, bilsem ki 30 yıl sonunda hedefime ulaşacağım. Tamam derim o zaman. 30 yıl gibi bir süreyi kafama takmam. Uğraşmaya, didinmeye devam ederim. Çünkü 30 yıl sonra hedefime kesinlikle ulaşacağım. Ama böyle bir imkanım/imkanımız yok. O yüzden ya çalışmaya devam edeceğim ya da “Ben bu hedefe hiçbir zaman ulaşamayacağım” deyip bırakacağım. Ama bunca emek verdikten sonra da bir kalemde silip atmak da çok zor geliyor bana. Bu saatten sonra da yeni bir hedefin peşinde koşamam gibi geliyor.
Günlük Blog Yazıları #32
Bazı yazarlar günde 2 bin kelime yazıyorlarmış ya. Bunu ilk duyduğumda ağzım açık kalmıştı. Gerçi ne zaman bunu duysam yine de ağzım açık kalır. Günde 2 bin kelime yazmak nedir abi? Bir insan, günde 2 bin kelime yazacak kapasiteye nasıl gelir? Kaç kitap okumuştur? Yoksa doğuştan gelen bir yetenek olduğu için bu normal midir? Artık her ne ise. Bana mucizevi bir şey gibi geliyor. Sadece yazmak da yetmiyor tabi. Yazdıklarını insanların okuması da gerekiyor. Yani kendini okutturmak gerekiyor. Bu da başka bir mucize bence. Roman olsun, hikaye olsun, köşe yazısı olsun. Artık ne yazıyorsa yazan. Millet, “Bakalım ne yazmış?” diye merak edip, o yazıyı okuyorsa, o iş bitmiştir. O kişi çoktan yazar olmuştur.
Günlük Blog Yazıları #31
Bugün bir tane YouTube videosu izledim. İzlediğim bu video beni iyice gaza getirdi. Yaptığınız işe %100’ünüzü verin diyordu. Onunla yatın, onunla kalkın diyordu. Belki bu söyledikleri yanlıştır. Belki de doğrudur. Aslında yanlış ve doğru kavramları da kişiden kişiye göre değişiyor. Peki videodaki bu öneri benim için doğru mu? Onu ben de bilmiyorum. Ama denemek istiyorum. Eğer başarabilirsem sonuçlarını buraya da yazarım. Ya bir de çok çalışmak değil, verimli çalışmak meselesi var. Verimli çalışma meselesine pek olumlu bakmıyorum. Çünkü işime gelmiyor. Verimli çalışmak, beni kalıplara sokuyor. Ben de kalıplara girmek istemiyorum. İstediğim gibi yazmak istiyorum. Ama buna rağmen de yazı dünyasında başarılı olayım istiyorum. Öyle işte.
Günlük Blog Yazıları #30
Aklıma yazacak bir konu gelmiyor. Ama yine de yazmaya geldim. Çünkü yazmak istiyorum. Çünkü bir yazar olmak istiyorum. O zaman ne yapmalıyım? Ne olursa olsun yazmalıyım. Aklıma bir konu gelmese bile. Yazmak istemesem bile. Her şey de olduğu gibi yazarlıkta da pratik önemli. İşte ben de bunun önemini bilerek yine geldim bloğa. Saat 21:24 geçiyor. Hava çok sıcak. Ağustos ayının son iki haftası çok sıcak geçiyor. Birazdan yani saat 22:00’de, Lyon-Fenerbahçe maçı başlayacak. Fenerbahçe, Lyon’u geçerse Şampiyonlar Ligi’ne katılacak 18 yıl aradan sonra. Galatasaraylıyım ama maçı ben de izleyeceğim. Bir Fenerli de, Galatasaray’ın maçını izliyordur eminim. Birbirimizi sevmeyiz ama birbirimizin maçlarını izleriz. Yalansa yalan deyin.
25 Ağustos 2026 Salı
Günlük Blog Yazıları #29
Star’da, Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor filmini izledik biraz. O reklama girince Atv’de, Var Mısın Yok Musun’u izledik. Mustafa’nın yani Mıstık’ın doğum günü için beni de çağırdılar. Gitmek istemedim. Telefonla aradılar. Baskı yaptılar. Mecburen doğum gününe gittim. Bir saat takıldık ve sonra eve döndük. Şimdi de bu yazıyı yazıyorum işte. Bugün kendime şu soruyu sordum: “Tamam işi bırakacaksın da ne olacak? Blogdan ya da YouTube’tan para kazanıyor musun ki işi bırakacaksın? Kazanmıyorsun. O zaman mızırdanmaya hakkın yok. Çalışmaya devam” dedim. Kendi kendime ayar verdim yani. Canım hiç çalışmak istemiyor. Günlerce yatıp uyumak istiyorum sadece. İstediğim saatte yatmak ve istediğim saatte kalkmak. Benim için özgürlük bu demek. Ama bunun için de para lazım.
24 Ağustos 2026 Pazartesi
Günlük Blog Yazıları #28
Bugün Mevlit Kandili’ydi. Kanal D’de, Beştepe Millet Cami’nden yayınlanan mevlidi izledik. Tam mevlidi izlerken gelen bir mesaj moralimi bozdu. Arkadaş, attığı mesajda vefat eden kişinin eski çalışma arkadaşımız olup olmadığını soruyordu. Evet, oydu. Okan’dı bu. 2-3 yıl beraber çağrı almıştık. Sonra kendisine kanser teşhisi konmuştu. İşten ayrılmış ve iyileşmek için tedavi görüyordu. Ama bu akşam arkadaşımın mesajıyla öğrendim ki bugün vefat etmiş. Çok üzüldüm. Daha gencecik bir çocuktu. En fazla 38 yaşındaydı. Tam da mübarek bir günde bu hayattan göçüp gitti. Bekardı. Belki evlenecekti, belki de baba olacaktı. Hepsi bitti. Whatsapp ve İnstagram’da mesajlaşmalarımız hala duruyor. Ama telefonun diğer ucundaki kişi artık yok. Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.
22 Ağustos 2026 Cumartesi
Günlük Blog Yazıları #27
*Arkadaşım Mustafa, hayatında ilk defa fındık toplamaya gidecek. “Akşam gelince nasıl bir deneyimmiş anlatırsın” dedim. Ben de hayatımda hiç fındık toplamaya gitmedim. Ama ben gitmek istemezdim. Bu sıcakta hiç çekilmez.
*Hayal
İçinde romanını sonunda bugün bitiriyorum. Sıkıla sıkıla okudum. Bakalım sonunu
nereye bağlayacak yazar?
*Bugün
evde birkaç saatliğine yalnız kaldım. Evde yalnız kalmayı özlemişim. Biraz
kitap okudum. Kitap okurken uyku bastı ve uzandım. Biraz kestirdim. İnsan arada
evde yalnız kalmalı. İnsana gerçekten iyi geliyor.
*Eylül
ayında İphone 18 çıkıyormuş iddialara göre. Arkadaşlardan biri de dedi ki, “Tek
sayılı İphone’lar daha kaliteli oluyor” dedi. Bunu ilk defa duydum. Gerçekten
böyle bir şey var mı ya?
21 Ağustos 2026 Cuma
Günlük Blog Yazıları #26
*Atv’de, Buz Devri filmini izledik. Atv’de iki ayda bir Buz Devri’ni yayınlar oldu. Yıllar önce TV’de ilk kez izlediğim günlere dönebilsem keşke.
*Baz
müşteriler deli ediyor beni. Onlara olan sinirim saatlerce geçmiyor. Bir türlü
sinirimi alamıyorum.
*Kendime
de çok kızıyorum. Günlük olarak yapmam gereken rutinleri zamanında yapamadım
bugün mesela. Aslında bana engel olan bir şeyde yoktu. Televizyona dalmışım. Şu
an kendime acayip sinirliyim.
*Kaç
gündür bir kitabı bitiremedim. Bunun için de sinir oluyorum kendime.
*Sözde
bu akşam erken yatacaktım. Saat 00.48 geçiyor. Gel de deli olma şimdi. Resmen
sinirden bir ateş yanıyor içimde. Şu zaman yönetimini doğru dürüst ayarla be
adam.
20 Ağustos 2026 Perşembe
Günlük blog yazıları #25
*Bir tane abimiz varmış. Adını unuttum şimdi. İnternetten arayınca bulursunuz. Kitap delisi. Zamanında günde 1500 sayfa okuyormuş. Şimdilerde ise yaşlılık ve gözlerindeki problemlerinden dolayı günde 500 sayfa okuyormuş. Kitap aşığı bu olsa gerek. Ayrıca evinde de 10 bin kitap varmış. İsmet Bozdemir adı. Şimdi tekrar baktım.
*İsmet
Bozdemir abimiz günde 1500 sayfa okusun. Ben ise iki haftadır 200 sayfalık bir kitabı
bitiremeyim. İşte bu moralimi bozuyor.
*Batrakov
sonunda İstanbul’a geldi ve Galatasaray’a imzayı attı. Kendisine yeni Mertens
deniliyor. Bakalım gerçekten de yeni Mertens olacak mı göreceğiz.
*İrademe
hakim olamıyorum ve çabuk sinirleniyorum. Bu iki şeyi düzeltmem lazım hayatımda.
Ama sonra da diyorum ki, “Nasıl geldiyse öyle gider, değişmez.”
16 Ağustos 2026 Pazar
Cesaretim olmasa benden bir cacık olmazdı
Mustafa ile konuşuyorduk. “Eğer benim cesaretim olmasa şu an burada olamazdım” dedi. “Yani cesaretim olmasaydı benden bir cacık olmazdı” diyorsun dedim. “Sadece benden değil, kimseden bir cacık olmaz” dedi.
Kocaman market yapmışlar
Mustafa’nın Patpatı ile buradaki Zırhlı Gros markete gittik. Kocaman market yapmışlar. Gez, gez bitiremedik. Alacağımızı aldıktan sonra kahve içip, soluklandık. Sonra da eve geldik.
1 Ağustos 2026 Cumartesi
Kızılcık Şerbeti Nilay diziden ayrıldı mı?
Kızılcık Şerbeti Nilay diziden ayrıldı mı? Birsen Altuntaş’ın haberine göre evet, ayrılmış. Kızılcık Şerbeti dizisinde Nilay karakterini oynayan Feyza Civelek diziden ayrılmış. Ayrılma konusunda kendisi bir açıklama yapmamış. Ama İnstagram hesabını kapatmış. Diziden çıktığı için morali bozuk ve diziyle ilgili de sorulara muhatap olmak istemiyor olabilir. Feyza Civelek’in diziden ayrılma konusu daha önce de gündeme gelmişti aslında. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında uyuşturucu testi sonucu pozitif çıkmıştı. İşte bu testin ardından diziden ayrılması bekleniyordu. Çünkü yine Kızılcık Şerbeti dizisinde Fatih karakterini oynayan Doğukan Güngör’ün uyuşturucu testi pozitif çıkmış. Bu nedenle diziden çıkartılmıştı. Ama aynı şey Feyza Civelek için yapılmamış ve diziye devam etmişti. İddialara göre diziden çıkartılmasına, aynı zamanda Feyza Civelek’in annesi olan, dizinin senaristi Melis Civelek engel olmuştu.
CarrefourSA, A101 olacak mı?
CarrefourSA, A101 olacak mı? Bugün gelen haberler doğrultusunda carrefourSA’nın, A101’e devri tamamlandı. Peki bundan sonra ne olacak? CarrefourSA marketlerinin tabelaları A101 olarak değişecek mi? Aslında ben değişmesini bekliyordum. Ama gelen haberler CarrefourSA’nın kendi ismiyle devam edeceğini yönünde. Yani isim değişmeyecek ve market, kendi ismiyle sektörde yaşamını devam ettirecek. Tabi şimdilik. Daha sonradan bu karar değişebilir de. Muhtemelen belirli bir süre daha takip edecekler kar/zarar oranlarını. Çünkü son dönemde şirketin borcu varmış. Bu arada kaç şubesi varmış diye baktım da. 77 ilde, toplamda 1237 şubesi varmış. Baya iyi. Hem de 77 ilde. Bu rakamlar beni baya şaşırttı. 100-200 gibi şubesi var diye tahmin ediyordum. Şube sayıları bakımından sektörde liderliği ele geçirdi diyebiliriz herhalde A101 için.
22 Nisan 2026 Çarşamba
Beyhan Budak'ın, YouTube kanalı artık 24 saat canlı yayında...
Beyhan Budak, kişisel gelişim kanallarının hiç yapmadığı bir şeyi yapmış. Artık kendi YouTube kanalında 24 saat videoları dönecek. Genelde bu 24 saat canlı yayınları Güldür Güldür’de, Çok Güzel Hareketler’de ve Kemal Sunal filmlerinin YouTube kanallarında görürdük. Beyhan Budak’ın bu denemesi nasıl olacak bakalım? İstediği izlenme oranlarını ve geri dönüşleri alabilecek mi?
Kitap okuma alışkanlığı kazanmak için: Günde 2 sayfa kitap oku...
Kitap okuma alışkanlığı mı kazanmak istiyorsun. Her gün 2 sayfa kitap oku. Bu öneriyi bir kişisel gelişim yazısında okudum. Gerçekten neden alışkanlıklara böyle ufak ufak başlamıyoruz da büyük hedefler koyuyoruz? Günde 50 sayfa kitap okumak ya da günde 1 saat kitap okumak gibi. İşin sırrı: Küçük adımlarla başlamak ve sürekliliği sağlamak.
30 Mart 2026 Pazartesi
Güller ve Günahlar, Kader'in babası kim çıktı?
Güller ve Günahlar, Kader’in babası kim çıktı? Aslında Kader’in babasının kim olduğunu çoktan tahmin etmiştik biz seyirciler olarak. Evet, tahmin ettiğimiz kişi. Kader’in babası, Cihan çıktı. Benim anlamadığım Cihan ile Berrak nasıl beraber oldular? Hiç ortak noktaları ve zevkleri yok. Nasıl yakınlaştılar? Cihan zaten psikopat. Gerçi Berrak da psikopatlık konusunda Cihan’dan aşağı kalır yanı yok ya. Peki şimdi ne olacak? Normal şartlarda tanıdığımız Serhat, abisi Cihan’ı öldürür. Ama tabi bu bir dizi. Cihan’ı, Serhat’a öldürtmezler bence. Nejat mıdır nedir? Yeni bir karakter girdi ya diziye. Ya ona, ya da başka birilerine öldürtürler Cihan’ı. Bu şekilde Serhat da abi katili olmaz. Peki sizce ne olur? Cihan’ın sonu nasıl olur?
14 Mart 2026 Cumartesi
Günlük Blog Yazıları #24...
TEDESCO GÖNDERİLECEK Mİ?
Fenerbahçe,
Karagümrük’e 2-0 yenildi. Yönetim bugün saat 16.00’da bir toplantı yapacakmış.
İşte o toplantıda Tedesco gönderilecek mi belli olacak.
TUŞLU TELEFONA, APTAL TELEFON DENİYORMUŞ…
Beyhan
Budak videosunda söyledi. Millet, sosyal medyadan uzak durmak için tuşlu
telefon alıyorlarmış. Tuşlu telefonlara da aptal telefon diyorlarmış. Ben her
zaman tuşlu telefon demeyi tercih ederim. Zamanında tuşlu telefonu da kullandık
kardeşim.
ELEKTRİK GİTMİŞ…
Sabahleyin
üşüyerek uyandım. Saate baktım 10.30’du. Elektrik gitmiş ve doğalgaz
çalışmyordu. Neyse ki 13.30 gibi geldi.
SOSYAL MEDYA DİYETİ…
İnstagram
ve X, diyetine başladım tekrar. Bakalım ne kadar dayanabileceğim?
JEL KALEM DENEYİMİM…
Kardeşim
marketten tükenmez kalem almış. Kalemin üstünde jel kalem yazıyor. Yazı yazdım.
Beğenmedim. Sayfanın arkasından çok belli oluyor. O sayfaya yazı yazarken
yazılar karışabilir. Hiç sevmediğim şeydir bu.
*Önceki yazı: Günlük Blog Yazıları #23
11 Mart 2026 Çarşamba
Herkes de internetten para kazanacak diye de bir şey yok...
İnternetten para kazanmanın yolu olarak her zaman, insanlara bir şeyler katmamız gerektiği söylenir.
Yani
insanların derdine derman olacak içerikler üreteceksin ki, insanlar seni takip
etsinler sen de bu takipten dolayı internetten para kazan.
Ya
tabi bir Enes Batur ya da Orkun Işıtmak olursan, insanlara değer katacak şeyler
üretmene gerek yok. İnsanlara güzel vakit geçirecekleri içerikler üretmen
yeterli olur o zaman.
“İnsanlara
güzel vakit geçirecekleri içerik üret o zaman sen de” demeyin. Çünkü öyle
eğlenceli videolar hazırlayacak ne ekipmanım ne de potansiyelim var.
İşin
hoş olmayan tarafı: İnsanlara değer katacak bir konu hakkında da bilgim yok. Sıfıra
sıfır elde var sıfır yani.
Demem
o ki: Herkes de internetten para kazanacak diye bir şey yok.
İnternetten bi parayı bulamadık be...
Arkadaşla her zaman böyle der dururuz. İnternetten bir parayı bulamadık be. YouTube’dan da parayı bulamadık. YouTube konusu açıldığında hemen arkadaşım, “YouTube’a ilk girenler parayı götürdü abi. Ruhi Çenet, Enes Batur falan” der. Yani diyor ki bizim için tren kaçtı. Belki de kendi kendini böyle teselli ediyordur. Ruhi ya da Enes kadar olmasa da kaliteli içerik olursa hala para kazanılabileceğini düşünüyorum ben. Blogdan da parayı bulamadık. Blogdan para kazanma işi zaten hayal. Öyle, kendi kendimize söylenip duruyoruz işte.
Bugün de istifa etmedim...
Her gün iş bitişinde bunu düşünürken buluyorum kendimi. “Bugün de istifa etmedim” Aslında çok basit iş. İstifa etmek de ne var. Vurur kapıyı çıkarım. Ama önemli olan istifa etmek değil ki. Asıl önemli olan: İstifa ettikten sonrası. Başka bir iş bulman lazım. Yine para kazanman lazım. Ben uyurken bile para kazanacağım bir sistem kuramadım ki kendime. O yüzden mecburen çalışmaya devam.
5 Mart 2026 Perşembe
Beyaz'la Joker'in, günü değişmiş...
Beyaz’la Joker’in günü değişmiş. Reyting işlerini iyi bilen seyirciler bilir ki, bir programın günü değişiyorsa o program final yapacak demektir. Benim için sürpriz değil. En baştan olmayacağı belliydi. Beyaz, iyi bile dayandı. Zaten en başta bu program nasıl kafasına yattı, hayret ediyorum. Günü değişti dedik ama hangi güne geçtiğini söylemedik. Normalde Pazar akşamları yayınlanan program salı gününe alınmış.
28 Şubat 2026 Cumartesi
Behçet Yalın Özkara, artık YouTube'da başka içerikler üretiyor...
Behçet Yalın Özkara, YouTube kanalı Akademik Link’te, içerik politikasını değiştirdi. Daha önceleri eğitim sistemindeki çarpıklıkları, üniversitelerin durumunu, toplumdaki yozlaşmaları, yine üniversitelerdeki toplum iddialarını gündem ederdi. Bu da onu ister istemez muhalif biri konumuna getirdi. Hakkında davalar açıldı. Ama son zamanlarda artık böyle içerikler yapmıyor. İçerik politikasını değiştirdi. Son üç video başlıklarını yazayım mesela.
*1
hafta boyunca Haiti kanallarını izledim
*1
hafta boyunca 80’li ve 90’lı yılların haberlerini izledim
*Meksika
kanallarını izledim.
Önceki yazı: Beyhan Budak'ın saçlarına ne olmuş?
27 Şubat 2026 Cuma
Beyhan Budak'ın saçlarına ne olmuş?
Beyhan Budak Hocam, saçlarını mı kestirmiş yoksa saç mı ektirmiş anlamadım. YouTube önerilenlerde videosu çıktı karşıma. İzlerken fark ettim ben de. Devamlı saçlı görmeye alıştığım için biraz garipsedim. “Beyhan Hocama ne olmuş böyle ya?” dedim. Eğer denk gelmediyseniz siz de bir görün derim. Bakalım siz nasıl değerlendireceksiniz? Yorumlarda buluşalım o zaman.
Blog da da görünür olmak istemiyorum...
Görünür olmayı seven biri değilim. O nedenle İnstagram hesabımda da çok fazla fotoğrafım yoktur. Bazen görünür olmamayı blog da da istiyorum. O yüzden diğer bloğum olan Yaşamdan Yazılar’da yazmaya bir süre ara verdim. O nedenle buraya yazıyorum. Her gün buraya yazar mıyım? Onu da bilmiyorum. Ruh halime göre artık diyeyim.
-
Birkaç gündür yine her gün yazı yazmaya başladım ya. Yeni bir şey fark ettim. Yazıları yazdıktan sonra çok bitkin hissediyorum kend...
-
Hekimoğlu’nun yeni bölümü var ama onu bile izlemek istemiyorum. Olgunlaşmamış ham bir meyve gibiyim. Olgunlaşacağım da yok ...
-
Beyhan Budak, kişisel gelişim kanallarının hiç yapmadığı bir şeyi yapmış. Artık kendi YouTube kanalında 24 saat videoları dönecek. Genelde b...