31 Ağustos 2026 Pazartesi

Günlük Blog Yazıları #39

Sonunda eylül ayı geldi. Yani sonbahar geldi. Sonbahar, şairlerin ayı olarak gelmiştir bana hep. Dökülen yapraklar, kapalı ve yağmurlu havalar falan. Bu tür havaları ben de severim. Ama ne yazık ki bir şair değilim. Kendi halinde bir blogcuyum. Bir de Eylül romanı geldi aklıma. Türk edebiyatındaki ilk psikolojik roman. Yıllar önce okumuş ve beğenmiştim. Acaba bunun dizisi yapılmış mıydı? Saat daha anca 22.00 oldu. Ama uykum geldi benim. Yatsam mı ya? Neyse bu yazıyı yazdıktan sonra yatarım belki de. Bir kulübe de yaşayacaksın. Gün boyu okuyup yazacaksın. Böyle içinde yalnızlık barındıran hayalleri kurmayı seviyoruz insanlar olarak. Ama bu hayal gerçeğe dönüştüğünde beklediğimiz mutluluğu, huzuru bulur muyuz? Bilemiyorum.

Günlük Blog Yazıları #38

Pazartesi günü. Saat 21.36 geçiyor. Sinirliyim. İşten dolayı. Son dakika gelen bir çağrı- ben çağrı merkezinde çalışıyorum- sinirlerimi altüst etti. saat 19.00’da işten çıktım. İki buçuk saat geçmiş hala öfkem dinmedi. Buna bir çözüm bulmam lazım. İki tane arkadaşım işi bırakıyor. Kendi istekleriyle. Artık çağrı merkezinin stresini kaldıramadıklarını söylediler. Haklılar. İki buçuk saattir öfkem geçmedi diyorum. Gerisini siz hesap edin. Galatasaray desen transferde hala defans, forvet ve orta saha arıyor. Yine son saatlere sıkıştırdılar transferi. Ortalık toz duman olacak yine. Cem Yılmaz kalp krizi geçirdi. Anjiyo yapmışlar. Şimdi durumu iyi. Neredeyse son şakasını yapacaktı bizlere. Daha yiyecek ekmeği varmış. Sonunda bitirebildim yazıyı. Saat 21.52 geçiyor. Kaptanın seyir defteri.

30 Ağustos 2026 Pazar

Günlük Blog Yazıları #37

Bugün, doktorun verdiği ikinci serumu da yedim. Kaldı bir. Serumdan sonra markete gittik. Alışveriş yaptık ve kahve aldık marketten. Her zaman ki gibi tercihim kapiçino oldu. Arkadaşlarla konuşurken bir ara, “Artık parayı bulmak lazım. Sabahları alarmla uyanmak değil, canım ne zaman isterse o zaman uyanmak istiyorum” dedim. Daha 20 yıl var emekliliğe. Nasıl biter bu 20 yıl. Parayı bulmak lazım ama nasıl? 3-5 sayfa kitap okudum. Akşam Show TV’de, Güldür Güldür’ün tekrarını izledik. Leao, Galatasaray için İstanbul’a geldi. Geldiğine göre olay söylentiden çıkıp resmiyet kazanmıştır. Artık Leao’lu takım nasıl olur diye üzerine kafa yorabiliriz. Bu akşam Galatasaray, Göztepe’yi evinde 3-2 yendi ama yine ortada doğru dürüst bir oyun yok. Televizyondaki yorumcular öyle dedi. Saat 00.19 geçiyor. Yazıyı bu saate bırakmamam lazımdı aslında. Uykulu uykulu yazma performansım sıfır oluyor çünkü. Neyse iyi geceler millet.

28 Ağustos 2026 Cuma

Günlük Blog Yazıları #36

Ruhi Çenet’in, dünyanın en gizli Yahudi topluluğu olan Hasidikler hakkında yaptığı YouTube videosunu izledim. Topluluğun içine girerek yaşamlarını görüntülemiş. Ruhi, yapmış yine yapacağını yani. Sonra ilk defa denk geldiğim bir YouTube kanalı olan Kevser Yıldırım’ın kanalında Hallac’ı Mansur’u anlayamamak başlıklı bir video izledim. Kevser’in anlatımını beğendim ve kanalını takip etmeye başladım. Hallac-ı Mansur’un neden enel hak dediğini anlatıyordu. Sonra 5-10 sayfa kitap okudum. Köşe yazılarından oluşmuş bir kitabı okuyorum. Sonra biraz da bizimkilerin yanında takıldım. Atv’de, Kim Milyoner Olmak İster’i izliyorlardı. Sonra geldim yine YouTube dünyasına daldım. Galatasaray’ın, Leao ile anlaştığı haberi çıktı bir anda. İstanbul’a gelip, sözleşmeyi imzalamadan inanmamayı öğrendik bir Galatasaray taraftarı olarak. Şimdi de tostumu yedim bekliyorum. Şaka şaka. Gecenin 11’inde ne tostu, ne beklemesi.

Günlük Blog Yazıları #35

Yağmurlu ve serin bir cuma gününe uyandık bugün. Sıcaklardan bunalmıştık kaç gündür. İyi geldi. Artık ben soğukları özledim. Uzun kış gecelerini özledim. Camdan, pala pala yağan karı izlemeyi özledim. Gece herkes uyuduktan sonra tek başıma ayakta olmayı özledim. Gecenin sessizliğini dinlemeyi özledim.  Kış gecelerini daha çok sevmeye başladım son yıllarda. Sıcaklarla baş edemiyor insan. Kış günlerinin gelmesiyle beraber daha çok kitap okumaya ve daha çok film izlemeye vaktim olacak. Hava güzelken insan evde duramıyor sonuçta. Saat 23:01 geçiyor. Bizimkiler Atv’de, Kim Milyoner Olmak İster’i izliyor. Benim de yavaş yavaş uykum gelmeye başladı. Birazdan yatarım ben de. Herkese iyi geceler millet.

Günlük Blog Yazıları #34

Dün akşamdan beri rahatsızdım. Titreme, üşüme, terleme, baş ağrısı, eklem ağrısı, halsizlik falan vardı. Sabah doktora gittim. Antibiyotik ve üç tane de serum verdi. Kardeşimle hastaneden çıkışta ezo gelin çorbası içtik. Sonra da eve geldim. Birkaç saat uyudum ve tekrar kalktım. Daha doğrusu yemek için bizimkiler kaldırdı. Bir şeyler yedim ve çay içtim. Düne göre çok iyiyim. Akşam kanalları gezerken Show TV’de, Gizli Görev adında yabancı bir filme denk geldik. Biraz onu izledik. Konusu ilginçti. Bizimkilerin seveceği bir tarzda bir film değildi ama. Filmi yarısında bıraktık. Daha sonradan internetten izlemeyi düşünüyorum devamını. Saat 21:09 geçiyor. Yatsı ezanı okunuyor. Bugün cuma. Bir gün daha bitmekte.

26 Ağustos 2026 Çarşamba

Günlük Blog Yazıları #33

Bir hedef uğruna çalışmak insanı yormuyor da. O hedeflediğin şeyin bir gün gerçekleşip, gerçekleşmeyeceğini bilmemek yoruyor insanı. Eğer bilsem ki hedefime bir gün ulaşacağım. O zaman durmadan o hedef uğruna çalışırım. Mesela, bilsem ki 30 yıl sonunda hedefime ulaşacağım. Tamam derim o zaman. 30 yıl gibi bir süreyi kafama takmam. Uğraşmaya, didinmeye devam ederim. Çünkü 30 yıl sonra hedefime kesinlikle ulaşacağım. Ama böyle bir imkanım/imkanımız yok. O yüzden ya çalışmaya devam edeceğim ya da “Ben bu hedefe hiçbir zaman ulaşamayacağım” deyip bırakacağım. Ama bunca emek verdikten sonra da bir kalemde silip atmak da çok zor geliyor bana. Bu saatten sonra da yeni bir hedefin peşinde koşamam gibi geliyor.

Günlük Blog Yazıları #32

Bazı yazarlar günde 2 bin kelime yazıyorlarmış ya. Bunu ilk duyduğumda ağzım açık kalmıştı. Gerçi ne zaman bunu duysam yine de ağzım açık kalır. Günde 2 bin kelime yazmak nedir abi? Bir insan, günde 2 bin kelime yazacak kapasiteye nasıl gelir? Kaç kitap okumuştur? Yoksa doğuştan gelen bir yetenek olduğu için bu normal midir? Artık her ne ise. Bana mucizevi bir şey gibi geliyor. Sadece yazmak da yetmiyor tabi. Yazdıklarını insanların okuması da gerekiyor. Yani kendini okutturmak gerekiyor. Bu da başka bir mucize bence. Roman olsun, hikaye olsun, köşe yazısı olsun. Artık ne yazıyorsa yazan. Millet, “Bakalım ne yazmış?” diye merak edip, o yazıyı okuyorsa, o iş bitmiştir. O kişi çoktan yazar olmuştur.

Günlük Blog Yazıları #31

Bugün bir tane YouTube videosu izledim. İzlediğim bu video beni iyice gaza getirdi. Yaptığınız işe %100’ünüzü verin diyordu. Onunla yatın, onunla kalkın diyordu. Belki bu söyledikleri yanlıştır. Belki de doğrudur. Aslında yanlış ve doğru kavramları da kişiden kişiye göre değişiyor. Peki videodaki bu öneri benim için doğru mu? Onu ben de bilmiyorum. Ama denemek istiyorum. Eğer başarabilirsem sonuçlarını buraya da yazarım. Ya bir de çok çalışmak değil, verimli çalışmak meselesi var. Verimli çalışma meselesine pek olumlu bakmıyorum. Çünkü işime gelmiyor. Verimli çalışmak, beni kalıplara sokuyor. Ben de kalıplara girmek istemiyorum. İstediğim gibi yazmak istiyorum. Ama buna rağmen de yazı dünyasında başarılı olayım istiyorum. Öyle işte.

Günlük Blog Yazıları #30

Aklıma yazacak bir konu gelmiyor. Ama yine de yazmaya geldim. Çünkü yazmak istiyorum. Çünkü bir yazar olmak istiyorum. O zaman ne yapmalıyım? Ne olursa olsun yazmalıyım. Aklıma bir konu gelmese bile. Yazmak istemesem bile. Her şey de olduğu gibi yazarlıkta da pratik önemli. İşte ben de bunun önemini bilerek yine geldim bloğa. Saat 21:24 geçiyor. Hava çok sıcak. Ağustos ayının son iki haftası çok sıcak geçiyor. Birazdan yani saat 22:00’de, Lyon-Fenerbahçe maçı başlayacak. Fenerbahçe, Lyon’u geçerse Şampiyonlar Ligi’ne katılacak 18 yıl aradan sonra. Galatasaraylıyım ama maçı ben de izleyeceğim. Bir Fenerli de, Galatasaray’ın maçını izliyordur eminim. Birbirimizi sevmeyiz ama birbirimizin maçlarını izleriz. Yalansa yalan deyin.

25 Ağustos 2026 Salı

Günlük Blog Yazıları #29

Star’da, Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor filmini izledik biraz. O reklama girince Atv’de, Var Mısın Yok Musun’u izledik. Mustafa’nın yani Mıstık’ın doğum günü için beni de çağırdılar. Gitmek istemedim. Telefonla aradılar. Baskı yaptılar. Mecburen doğum gününe gittim. Bir saat takıldık ve sonra eve döndük. Şimdi de bu yazıyı yazıyorum işte. Bugün kendime şu soruyu sordum: “Tamam işi bırakacaksın da ne olacak? Blogdan ya da YouTube’tan para kazanıyor musun ki işi bırakacaksın? Kazanmıyorsun. O zaman mızırdanmaya hakkın yok. Çalışmaya devam” dedim. Kendi kendime ayar verdim yani. Canım hiç çalışmak istemiyor. Günlerce yatıp uyumak istiyorum sadece. İstediğim saatte yatmak ve istediğim saatte kalkmak. Benim için özgürlük bu demek. Ama bunun için de para lazım.

24 Ağustos 2026 Pazartesi

Günlük Blog Yazıları #28

Bugün Mevlit Kandili’ydi. Kanal D’de, Beştepe Millet Cami’nden yayınlanan mevlidi izledik. Tam mevlidi izlerken gelen bir mesaj moralimi bozdu. Arkadaş, attığı mesajda vefat eden kişinin eski çalışma arkadaşımız olup olmadığını soruyordu. Evet, oydu. Okan’dı bu. 2-3 yıl beraber çağrı almıştık. Sonra kendisine kanser teşhisi konmuştu. İşten ayrılmış ve iyileşmek için tedavi görüyordu. Ama bu akşam arkadaşımın mesajıyla öğrendim ki bugün vefat etmiş. Çok üzüldüm. Daha gencecik bir çocuktu. En fazla 38 yaşındaydı. Tam da mübarek bir günde bu hayattan göçüp gitti. Bekardı. Belki evlenecekti, belki de baba olacaktı. Hepsi bitti. Whatsapp ve İnstagram’da mesajlaşmalarımız hala duruyor. Ama telefonun diğer ucundaki kişi artık yok. Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.  

22 Ağustos 2026 Cumartesi

Günlük Blog Yazıları #27

*Arkadaşım Mustafa, hayatında ilk defa fındık toplamaya gidecek. “Akşam gelince nasıl bir deneyimmiş anlatırsın” dedim. Ben de hayatımda hiç fındık toplamaya gitmedim. Ama ben gitmek istemezdim. Bu sıcakta hiç çekilmez.

*Hayal İçinde romanını sonunda bugün bitiriyorum. Sıkıla sıkıla okudum. Bakalım sonunu nereye bağlayacak yazar?

*Bugün evde birkaç saatliğine yalnız kaldım. Evde yalnız kalmayı özlemişim. Biraz kitap okudum. Kitap okurken uyku bastı ve uzandım. Biraz kestirdim. İnsan arada evde yalnız kalmalı. İnsana gerçekten iyi geliyor.

*Eylül ayında İphone 18 çıkıyormuş iddialara göre. Arkadaşlardan biri de dedi ki, “Tek sayılı İphone’lar daha kaliteli oluyor” dedi. Bunu ilk defa duydum. Gerçekten böyle bir şey var mı ya?

21 Ağustos 2026 Cuma

Günlük Blog Yazıları #26

*Atv’de, Buz Devri filmini izledik. Atv’de iki ayda bir Buz Devri’ni yayınlar oldu. Yıllar önce TV’de ilk kez izlediğim günlere dönebilsem keşke.

*Baz müşteriler deli ediyor beni. Onlara olan sinirim saatlerce geçmiyor. Bir türlü sinirimi alamıyorum.

*Kendime de çok kızıyorum. Günlük olarak yapmam gereken rutinleri zamanında yapamadım bugün mesela. Aslında bana engel olan bir şeyde yoktu. Televizyona dalmışım. Şu an kendime acayip sinirliyim.

*Kaç gündür bir kitabı bitiremedim. Bunun için de sinir oluyorum kendime.

*Sözde bu akşam erken yatacaktım. Saat 00.48 geçiyor. Gel de deli olma şimdi. Resmen sinirden bir ateş yanıyor içimde. Şu zaman yönetimini doğru dürüst ayarla be adam.  

 

20 Ağustos 2026 Perşembe

Günlük blog yazıları #25

*Bir tane abimiz varmış. Adını unuttum şimdi. İnternetten arayınca bulursunuz. Kitap delisi. Zamanında günde 1500 sayfa okuyormuş. Şimdilerde ise yaşlılık ve gözlerindeki problemlerinden dolayı günde 500 sayfa okuyormuş. Kitap aşığı bu olsa gerek. Ayrıca evinde de 10 bin kitap varmış. İsmet Bozdemir adı. Şimdi tekrar baktım.

*İsmet Bozdemir abimiz günde 1500 sayfa okusun. Ben ise iki haftadır 200 sayfalık bir kitabı bitiremeyim. İşte bu moralimi bozuyor.

*Batrakov sonunda İstanbul’a geldi ve Galatasaray’a imzayı attı. Kendisine yeni Mertens deniliyor. Bakalım gerçekten de yeni Mertens olacak mı göreceğiz.

*İrademe hakim olamıyorum ve çabuk sinirleniyorum. Bu iki şeyi düzeltmem lazım hayatımda. Ama sonra da diyorum ki, “Nasıl geldiyse öyle gider, değişmez.”

 

16 Ağustos 2026 Pazar

Cesaretim olmasa benden bir cacık olmazdı

Mustafa ile konuşuyorduk. “Eğer benim cesaretim olmasa şu an burada olamazdım” dedi. “Yani cesaretim olmasaydı benden bir cacık olmazdı” diyorsun dedim. “Sadece benden değil, kimseden bir cacık olmaz” dedi.

Kocaman market yapmışlar

Mustafa’nın Patpatı ile buradaki Zırhlı Gros markete gittik. Kocaman market yapmışlar. Gez, gez bitiremedik. Alacağımızı aldıktan sonra kahve içip, soluklandık. Sonra da eve geldik.

1 Ağustos 2026 Cumartesi

Kızılcık Şerbeti Nilay diziden ayrıldı mı?

Kızılcık Şerbeti Nilay diziden ayrıldı mı? Birsen Altuntaş’ın haberine göre evet, ayrılmış. Kızılcık Şerbeti dizisinde Nilay karakterini oynayan Feyza Civelek diziden ayrılmış. Ayrılma konusunda kendisi bir açıklama yapmamış. Ama İnstagram hesabını kapatmış. Diziden çıktığı için morali bozuk ve diziyle ilgili  de sorulara muhatap olmak istemiyor olabilir. Feyza Civelek’in diziden ayrılma konusu daha önce de gündeme gelmişti aslında. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında uyuşturucu testi sonucu pozitif çıkmıştı. İşte bu testin ardından diziden ayrılması bekleniyordu. Çünkü yine Kızılcık Şerbeti dizisinde Fatih karakterini oynayan Doğukan Güngör’ün uyuşturucu testi pozitif çıkmış. Bu nedenle diziden çıkartılmıştı. Ama aynı şey Feyza Civelek için yapılmamış ve diziye devam etmişti. İddialara göre diziden çıkartılmasına, aynı zamanda Feyza Civelek’in annesi olan, dizinin senaristi Melis Civelek engel olmuştu.  

CarrefourSA, A101 olacak mı?

CarrefourSA, A101 olacak mı? Bugün gelen haberler doğrultusunda carrefourSA’nın, A101’e devri tamamlandı. Peki bundan sonra ne olacak? CarrefourSA marketlerinin tabelaları A101 olarak değişecek mi? Aslında ben değişmesini bekliyordum. Ama gelen haberler CarrefourSA’nın kendi ismiyle devam edeceğini yönünde. Yani isim değişmeyecek ve market, kendi ismiyle sektörde yaşamını devam ettirecek. Tabi şimdilik. Daha sonradan bu karar değişebilir de. Muhtemelen belirli bir süre daha takip edecekler kar/zarar oranlarını. Çünkü son dönemde şirketin borcu varmış. Bu arada kaç şubesi varmış diye baktım da. 77 ilde, toplamda 1237 şubesi varmış. Baya iyi. Hem de 77 ilde. Bu rakamlar beni baya şaşırttı. 100-200 gibi şubesi var diye tahmin ediyordum. Şube sayıları bakımından sektörde liderliği ele geçirdi diyebiliriz herhalde A101 için.