Bir hedef uğruna çalışmak insanı yormuyor da. O hedeflediğin şeyin bir gün gerçekleşip, gerçekleşmeyeceğini bilmemek yoruyor insanı. Eğer bilsem ki hedefime bir gün ulaşacağım. O zaman durmadan o hedef uğruna çalışırım. Mesela, bilsem ki 30 yıl sonunda hedefime ulaşacağım. Tamam derim o zaman. 30 yıl gibi bir süreyi kafama takmam. Uğraşmaya, didinmeye devam ederim. Çünkü 30 yıl sonra hedefime kesinlikle ulaşacağım. Ama böyle bir imkanım/imkanımız yok. O yüzden ya çalışmaya devam edeceğim ya da “Ben bu hedefe hiçbir zaman ulaşamayacağım” deyip bırakacağım. Ama bunca emek verdikten sonra da bir kalemde silip atmak da çok zor geliyor bana. Bu saatten sonra da yeni bir hedefin peşinde koşamam gibi geliyor.
günlük blog yazıları ile blog dünyasına bir şeyler katmak derdinde olan bir blogcuyum
26 Ağustos 2026 Çarşamba
Günlük Blog Yazıları #32
Bazı yazarlar günde 2 bin kelime yazıyorlarmış ya. Bunu ilk duyduğumda ağzım açık kalmıştı. Gerçi ne zaman bunu duysam yine de ağzım açık kalır. Günde 2 bin kelime yazmak nedir abi? Bir insan, günde 2 bin kelime yazacak kapasiteye nasıl gelir? Kaç kitap okumuştur? Yoksa doğuştan gelen bir yetenek olduğu için bu normal midir? Artık her ne ise. Bana mucizevi bir şey gibi geliyor. Sadece yazmak da yetmiyor tabi. Yazdıklarını insanların okuması da gerekiyor. Yani kendini okutturmak gerekiyor. Bu da başka bir mucize bence. Roman olsun, hikaye olsun, köşe yazısı olsun. Artık ne yazıyorsa yazan. Millet, “Bakalım ne yazmış?” diye merak edip, o yazıyı okuyorsa, o iş bitmiştir. O kişi çoktan yazar olmuştur.
Günlük Blog Yazıları #31
Bugün bir tane YouTube videosu izledim. İzlediğim bu video beni iyice gaza getirdi. Yaptığınız işe %100’ünüzü verin diyordu. Onunla yatın, onunla kalkın diyordu. Belki bu söyledikleri yanlıştır. Belki de doğrudur. Aslında yanlış ve doğru kavramları da kişiden kişiye göre değişiyor. Peki videodaki bu öneri benim için doğru mu? Onu ben de bilmiyorum. Ama denemek istiyorum. Eğer başarabilirsem sonuçlarını buraya da yazarım. Ya bir de çok çalışmak değil, verimli çalışmak meselesi var. Verimli çalışma meselesine pek olumlu bakmıyorum. Çünkü işime gelmiyor. Verimli çalışmak, beni kalıplara sokuyor. Ben de kalıplara girmek istemiyorum. İstediğim gibi yazmak istiyorum. Ama buna rağmen de yazı dünyasında başarılı olayım istiyorum. Öyle işte.
Günlük Blog Yazıları #30
Aklıma yazacak bir konu gelmiyor. Ama yine de yazmaya geldim. Çünkü yazmak istiyorum. Çünkü bir yazar olmak istiyorum. O zaman ne yapmalıyım? Ne olursa olsun yazmalıyım. Aklıma bir konu gelmese bile. Yazmak istemesem bile. Her şey de olduğu gibi yazarlıkta da pratik önemli. İşte ben de bunun önemini bilerek yine geldim bloğa. Saat 21:24 geçiyor. Hava çok sıcak. Ağustos ayının son iki haftası çok sıcak geçiyor. Birazdan yani saat 22:00’de, Lyon-Fenerbahçe maçı başlayacak. Fenerbahçe, Lyon’u geçerse Şampiyonlar Ligi’ne katılacak 18 yıl aradan sonra. Galatasaraylıyım ama maçı ben de izleyeceğim. Bir Fenerli de, Galatasaray’ın maçını izliyordur eminim. Birbirimizi sevmeyiz ama birbirimizin maçlarını izleriz. Yalansa yalan deyin.
-
Hekimoğlu’nun yeni bölümü var ama onu bile izlemek istemiyorum. Olgunlaşmamış ham bir meyve gibiyim. Olgunlaşacağım da yok ...
-
Birkaç gündür yine her gün yazı yazmaya başladım ya. Yeni bir şey fark ettim. Yazıları yazdıktan sonra çok bitkin hissediyorum kend...
-
Tatil günlerini uyuyarak geçirmek de bir seçenek değil mi? Tatil günlerimi uyuyarak geçirdiğimde kendimi kötü hissediyorum. Çünkü gün boşa ...