3 Ekim 2026 Cumartesi

Günlük Blog Yazıları #43: A Milli Futbol Takımını izlemiyorum artık

Dün akşam A Milli Futbol Takımı, deplasmanda Belçika’ya 3-0 yenildi.

Bir önceki maç da İtalya’dan 4 tane gol yemiştik.

Bugün bizim yeğen Aliş’e sordum.

Daha 12-13 yaşında.

“Ne olacak böyle? Giden 4 atıyor, gelen 3 atıyor” dedim.

“Ben artık izlemiyorum. Uykusuz kalmaya değmez” dedi.

Bizim Aliş’in bu dediğini reytingler de doğruluyormuş.

A Milli Futbol Takımının reytingleri düşmüş.

E düşer tabi.

Her maç 3-4 tane gol yersek olacağı budur.

Resmen eskilere döndük.

Bir gol atarsak şeref golü attık diye kendimizi tatmin edermişiz.

O günler gibi.

Bu işin Montella ile olmayacağı artık belli.

Ama onu görevden alacak federasyon var mı?

Federasyon şu anda kendi derdine düşmüş.

MHK Başkanı tutuklanmış.

Ortalık yangın yeri.

22 Eylül 2026 Salı

Devlet garantisi

Amerika’da bizim buradaki fon olayına benzer bir olay olmuş. Ama orada devlet garantisi yokmuş. Devlet, fazladan kar elde edenlerden paraları tahsil etmiş ve mağdur olanlara ödemiş. Yani devlet, cebinden para çıkarıp mağdurlara ödeme yapmamış. Bizde ise devlet garantisi kavramı vardır. Merak etme arkasında devlet var, devlet garantisinde dedin mi, güvence odur. Gerçi artık bazıları için devlet garantisi var denmesi de yeterli olmuyor. Çünkü devlete de güvenmiyorlar. Bırak devlete güvenmeyi, kimsenin kimseye güveni kalmadı ki. İnsan psikolojisi için bu o kadar zor bir şey ki. Ama buna rağmen insan yine de inanıyor ve güveniyor. Çünkü insansın. Güvenmeden yapamıyorsun. Ama yine de tedbirli olmak da fayda var. Kimseye körü körüne güvenmemek lazım.

21 Eylül 2026 Pazartesi

Benim için bireysel emeklilik uygun

Babana bile güvenme diye boşuna dememişler millet. Bakın Borsa İstanbul’da fon olayı patlak verdi. Küçük yatırımcılar paralarını geri alabilecek mi belli değil. O yüzden sadece yatırım için değil hayatın her alanında kimseye gözü kapalı güvenmeyin. Araştırın, sorgulayın. Kısa yoldan parayı bulma amacımız var ya bizim. Yatırım yaparken gözümüzü karartıyor. Fon olayında da bu şekilde olanlar vardır muhtemelen. Yeterli karı elde ettiğinde çıkacaksın abi. Daha fazla kazanayım diye beklerken eldekinden de olabiliyorsun. Nerede duracağını da bilmek lazım. Benim de fonum var mesela. Ama bireysel emeklilikte. Devamlı al satlarla uğraşamam zaten. O yüzden bireysel emeklilik benim için uygun. Arada kafama göre fonları da değiştiriyorum. Daha ne olsun.

Modum düşük

Bu akşam kanal D’de, Haysiyet dizisi var. Onu izleriz. Lige milli maçlar nedeniyle ara verildi. Daha milli takım moduna geçemedim. Galatasaray, Trabzon’a 4-0 yenildikten sonra kolay olmuyor tabi mod değiştirmek. Galatasaray olarak yine bir fırtınanın içindeyiz. Okan Buruk bakalım bu sefer de fırtınanın içinden sağ salim çıkarabilecek mi takımı? Kaç gündür kitap okumuyorum yine. Düzenli bir kitap okuma moduna bir türlü geçemedim. Ulan bu yazıda da mod kelimesini kaç kere kullandım öyle. Modum düşük, modum yerinde. TDK’da böyle bir kelime var mı ki la? Hemen baktım Google’dan. TDK’da böyle bir kelime yok. Çünkü Türkçe değil. İngilizceden geçmiş bize. Durduk yere kelime araştırması yapmış oldu bu yazıda. Bu yazıya başlarken planlarımın arasında yoktu bu.   

Hangi konuda yazacağını bulamamak

Bilmem kaçıncı kere ne yazacağımı bilmeden oturdum yine bilgisayarın başına. Bilgisayarın başına oturmak da yine bir şeydir değil mi? Aslında yazacak çok şey var da benim canım hiç birini yazmak istemiyor. Daha başka şeyler yazmam lazım. Ama işte o daha başka şeyler ne? Daha onu bulamadım. Bulamadım demişken aklıma bir söz geldi. Her arayan bulamaz ama bulanlar da arayanlardır diye. O zaman o ihtimalin peşinden koşmaya devam. Bakarsın gün gelir bulurum hangi konuda yazmak istediğimi. Yazamamaktan da bir konu çıkarmak önemli. Çok Güzel Hareketler’de de skeç yazamamaktan skeç yazmışlardı birkaç bölümde. Demek ki herkes tıkanıyor. O zaman bunu aklımın bir köşesinde tutarak yazmaya devam.

18 Eylül 2026 Cuma

Bu haftadan ne öğrendim?

Saat 00.49 geçiyor. Bir cuma günü ve dolayısıyla bir hafta daha bitti. Peki bu haftadan ne öğrendim? Belki çok klişe olacak ama: Sevdiklerimle daha fazla vakit geçirmem gerektiğini. Çünkü gün gelip bu dünyadan göçüp gittiklerinde niye daha fazla vakit geçirmedim diye kendi kendime vicdan yapmak istemiyorum. Bir de yarın cumartesi ya. 11-12’ye kadar uyumak istiyorum.

Kara Murat benim

Bir anda durduk yere oturduğum yerden kalktım ve Kara Murat benim dedim. Şaka şaka. Durduk yere niye böyle bir şey diyeyim? Geçen gün Cüneyt Arkın’ın filmi vardı. Orada herkes sırayla kalkıp, “Kara Murat benim” diyordu. İnsan bir anda gaza gelip ayağa kalkıp Kara Murat benim demek istiyor o sahneyi görünce.